Onkoloji « MinT – Medical in Türkiye
Disable Preloader

Kanseri anlayarak doğru tedaviyi uygulamak ve sağlıklı yaşam için sizlerleyiz!
Kanser, kontrolsüz hücre çoğalması sonucu bulunduğu organ ya da sistemin fonksiyonlarının bozulmasıyla seyreden bir hastalıktır. Bu yönüyle bakıldığında gerek tanısında, gerek tedavi ve takibinde farklılıklar göstermektedir. İşte bu sebeple onkoloji hastaları birçok uzmanlık dalı tarafından multidisipliner yaklaşımla tedavi edilmektedir. Görüntüleme yöntemlerinin gelişmesi ile erken tanı alan hastalar uygun cerrahi tedavi sonrası tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisinin protokolleri ile hedefe yönelik kombine tedavilerle sağlıklarına kavuşmaktadırlar. Günümüzde bilimsel araştırma yapılan hastalıklar arasında ilk sıralarda olan kanser tedavisinde yüksek oranda başarı elde edilmektedir.
MEDİKAL ONKOLOJİ
Kanserin tıbbi tedavisi son yıllarda yeniliğin ve bilgi birikiminin en fazla olduğu alanlardan biridir.
Günümüzde “One size fit all” yani “Tek bir tedavi yöntemi tüm hastalara iyi gelir” modeli terk edilmiş, yerini “Bireye özgü tedaviler” e bırakmıştır. Bu sayede hastalarda daha etkin tedaviler ile başarı şansı artmış, istenmeyen yan etkilerden uzaklaşılmıştır.

HASTAYA ÖZEL TEDAVİ
Kanser tedavisi uzman hekimler ve uzman bir ekip ile yapılmalıdır. süreç, doktor tarafından değerlendirmesi sonrası, konusunda uzman hemşireler eşliğinde tedavinin sürdürülmesi, klinik onkoloji eczacı denetiminde güvenli ilaç uygulamaları, kemoterapi gibi uygulamalar ile devam etmelidir. Bu tedavilere ek sanat ve sanatsal aktiviteler, yoga programları eşliğinde uygulanabilen kemoterapiler hastanın psikolojik olarak da rahatlamasını sağlar..
Gelişen tıbbi tedavi stratejileri ve yeni akıllı ilaçların doğru kullanımı çok sayıda bilimsel verilerin iyi yorumlanması sonucu ile olmaktadır. Tedavi kararı öncesi eldeki tüm hasta ve tümör verileri detaylı olarak incelenerek dünya çapında kullanılan rehberler (Amerika rehberi; NCCN, Avrupa rehberleri; ESMO Guideline, St. Gallen) doğrultusunda analiz edilir ve zor hastalarda onkoloji konseyinin de görüşü alınarak nihai karar verilir. Tedavi kararında hastanın yaşı, eşlik eden hastalıkları, bireysel tercihleri, psikososyal özellikleri de göz önüne alınarak hastanın tedavi planına katılımı sağlanır. Kanserli hastanın tıbbi tedavisinde tek başarı doğru hastaya doğru ilaçları damardan veya ağızdan vermekten ibaret değildir. İşin sırrı sevgi, insana duyulan saygı, umut ve güveni hasta ve ailesine aktarma çabasıdır.
24 SAAT ONKOLOJİ HİZMETİ
Onkoloji hizmeti kesintisiz 7 gün 24 saat olmalıdır. Hasta ve yakınlarının her an ulaşabilecekleri uzman hemşirelerden kurulu danışma merkezi ile sunulacak kesintisiz hizmetin hastalarda buluşturulması hedeflenmelidir. Medikal Onkoloji ,akciğer, meme, gastrointestinal kanserler ve diğer tüm solid organ tümör kanserlerinin tedavisini multidisipliner ekip ruhu ile vakit kaybı olmaksızın uluslararası tedavi rehberleri doğrultusunda yapmalıdır. Hasta ve hasta yakınlarına kanıta dayalı tamamlayıcı tıp olanaklarını sevgi ile sunarak yaşam kalitelerini takip ve tedavileri süresince en üst düzeye çıkarmak hedeflemelidir.

Kanser Tedavisi
Kanser tedavisi bölümler arasında çok yakın bir işbirliği gerektiren takım oyununa benzer. Tanı aşamasında görüntüleme, patoloji ve biyokimya uzmanları ile endoskopistlerin de dahil olduğu bu takımda tedavi aşamasına gelindiğinde aşağıdaki 3 faktör başrolü oynar.
1) Hastalıklı dokuları cerrahi müdahelelerle vücuttan uzaklaştıran cerrahlar ve girişimsel tedaviler uygulayan uzman hekimler
2) Kanser hücrelerini çok çeşitli sınıftan ilaçlarla yokeden ve bağışıklık arttırıcı ilaçları uygulayan medikal tıbbi onkologlar
3) Hastalıklı dokuları radyoaktif ışınlarla yok eden radyasyon onkologları
Bu tedavilerin alanlarında uzmanlaşmış hekimlerce yapılmaları yaşamsal öneme sahiptir. Hastalar, kendilerine kendilerine tedavi ve kanser ilaçları uygulayan hekimlerin medikal onkolog olup olmadıklarını mutlaka sorgulamalıdırlar.

Standart ve Opsiyonel Tedaviler
Kanser tedavisi tıbbın en yoğun emek isteyen ve ciddi alanıdır. Bu alanda keyfiliğe yer yoktur. Toplumda çok ender rastlanan bazı kanser türlerinde standart tedavi kabul edilebilecek tedavi yöntemlerinin henüz oluşmadığı istisnai durumlarda medikal onkologlar kişisel deneyimlerimlerinde yararlanarak uygulayabilirler ki, bu tedavilere “opsiyonel tedaviler” denmektedir. Ancak kanserlerin büyük kısmında uygulanan tedaviler “standart tedavilerdir.” Bu tedavilerde hekimin kendi başına karar vermesi söz konusu değildir.

1) Kemoterapi:
Kanser hücrelerini tahrip eden, büyüme ve çoğalmasını engelleyen kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Kemoterapi tek başına kullanılabileceği gibi radyoterapi ile birlikte, ameliyattan önce ya da sonra uygulanabilmektedir. Kemoterapi ilaçları ağızdan ve kalçadan damar içine verilmek suretiyle cildin üzerine ve altına veya bazı organ ve dokulara yönelik çeşitli yöntemlerle verilebilir. Bazen hastanın ve uygulanacak ilaçların özelliğine göre önceden takılmış kataterlerden de kemoterapi uygulamaları yapılabilir. Bu kataterlerin bir kısmı tamamen cilt altına yerleştirilmiş olabilir. Kanser tedavisi için ilaç uygulama sıklığı ve toplam ilaç uygulama süresi, hastalığın ve uygulanan ilaçların özelliğine tedavinin amacına ve tedaviye verilen yanıta bağlı olmak üzere medikal onkoloğun vereceği karar doğrultusunda belirlenir.
Kanserin türü ve gelişme evresine göre değişmekle birlikte kemoterapinin kullanım amaçları şunlardır:
• Hastalığı tedavi etmek
• Hastalığın yayılmasını önlemek
• Hastalığın büyümesini yavaşlatmak
• Başka bir yere yayılmış olma ihtimali olan kanser hücrelerini yok etmek
• Hastalığa bağlı rahatsızlıkları / şikâyetleri azaltmak
Her gün ilaç uygulanabileceği gibi birkaç gün üst üste, hatta bir, onbeş günde bir, 21 ve ya 28 günde bir şeklinde değişik uygulamalar da yapılabilir.
İlaçların uygulanması ve uygulamayı takip eden istirahat süresinden oluşan birim zamana “1 kür” denilir. Bazı kanser türlerinde toplam kür sayısı baştan belliyken, bazı durumlarda hastalığın seyrine göre zaman içinde medikal onkolog tarafından karar verilir.
Kemoterapi uygulamaları tüm dünyada çoğunlukla ayaktan (outpatient) yapılır. Bazı durumlarda hastanın hastaneye yatması gerekebilir.
Kan alma ya da herhangi bir enjeksiyon sırasında hissedilenden daha fazla ağrı ya da acı hissedilmez. Bazen ilaç damar dışına sızabilir ve iğnenin takılı olduğu damar çevresinde şişlik, kızarıklık, acı ya da yanma hissedilebilir. Böyle bir durumda hemen hemşirenize haber vermelisiniz. Çünkü bu durum iğnenin damar dışına çıkması sonucu olabilir ve hemen müdahale edilmezse ileride o bölgede doku hasarı meydana gelebilir.

2) Radyoterapi (Işın Tedavisi)
Radyoterapi, yüksek enerjili X-ışınları, elektron demetleri ve radyoaktif izotoplar yoluyla kanser hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için kullanılan en eski ve etkili kanser tedavi metodlarından biridir. Radyasyon tedavisi ışınlanan tedavi alanındaki hücrelerin genetik materyaline zarar vererek bu hücrelerin büyüyüp, çoğalmasını önler. Radyasyonun kanser hücrelerine etkisi iyonizasyon yoluyla olmaktadır. Bu etki iki farklı şekilde gerçekleşir; bazı hücreler radyasyon sonrasında direkt etkilendiğinden hemen ölürler, bazılarının ise kromozom ve DNA’larında hasar oluşur, çoğalamazlar ve ölürler. Radyasyon tedavisi ile kanser hücrelerinin yanı sıra normal hücreler de hasar gördüğü halde, normal dokuların pek çoğu iyileşir ve normal fonksiyonlarını kazanırlar.
Günümüzde ileri teknolojik gelişmeler sayesinde radyoterapinin kullanımı da çok ilerleme kaydetmiş ve gerek tedavi sonuçları gerekse yan etkilerin azaltılması açısından en başarılı tedaviler arasına girmiştir. Başarılı bir tedavide esas olan, uygun ve etkili radyasyon dozu tümöre uygulanırken, etraftaki normal dokunun mümkün olan en az dozu almasını sağlamaktır. Eskiden kullanılan geleneksel metodlar ile bu amaca ulaşmak çok zor hatta neredeyse olanaksız iken yeni teknik yöntemler ile mümkün olan en iyi ışınlama yapılabilmektedir. Bu yöntemler içerisinde en çok kullanılanı üç boyutlu konformal radyoterapidir (3BKRT). Geleneksel yöntemlerde kullanılan 2 boyuta (en, boy), derinlik boyutunun da eklenerek yeni bir bilgisayar yazılımı yardımıyla yapılan tedavi planlamasına 3 boyutlu tedavi planlaması denilir.

Planlama ve tedavi aşamasında tümör volümü ve tedavi alanındaki normal doku volümleri gerçek anlamda değerlendirilebilir, bu sayede doz yetersizliklerinin önüne geçilir. Tedavide multiple sahalar kullanılarak hedef volüm konformal olarak ışınlanır. Bu sayede tümörlü dokuya daha yüksek doz verilebildiğinden hastalığın lokal kontrolü artar ve sağkalıma da etkili olabilir. Tüm bunların yanı sıra normal dokuya ait istenmeyen yan etkiler azalır ve hastanın yaşam kalitesi artar.
Intensity Modulated Radiation Therapy (IMRT) üç boyutlu konformal radyoterapinin (3D-CRT) geliştirilmiş bir şeklidir. Binlerce radyasyon hüzmesinin akımı, ileri bir bilgisayar yazılımı yardımıyla, farklı tedavi volümlerine değişik şiddette radyasyon vermek suretiyle ayarlanabilir. Böylece tümörlü dokuyu yok edecek mümkün olan en yüksek doz, normal dokuya en az hasar vererek uygulanabilir. Tedavi planlaması sırasında hastanın üç boyutlu bilgisayarlı tomografi kesitleri kullanılır. Işınlanacak tümör volümü ve yüksek doz radyasyondan korunması gereken sağlıklı dokular belirlenir. Klasik tekniklere göre IMRT tekniği planlaması ve uygulaması biraz daha uzun sürmektedir ancak yüksek tümör kontrolü ve azalmış yan etkiler nedeniyle özellikle bazı kanserlerde tercih edilmelidir.
Günümüzde IMRT; prostat kanseri, baş-boyun kanserleri, meme kanseri, tiroid ve akciğer kanserinin yanında jinekolojik, karaciğer, beyin tümörleri, lenfoma ve sarkomların tedavisinde de kullanılmaktadır. IMRT ayrıca pediatrik tümörlerin tedavisinde de çok faydalıdır.
Linear Akseleratör: Radyoterapi uygulanacak hastalarda en son teknolojik özelliklere sahip yüksek enerjili X ışını üreten lineer akseleratör cihazı kullanılmaktadır. Kliniğimizde bulunan Siemens Oncor marka Lineer Akseleratör cihazı ile 6 ve 15 MV foton enerjileri ile 6, 9, 12, 15, 18, 21 MeV elektron enerjilerinde tedavi yapabilmek mümkündür. Multileaf ve asimetrik kolimatörleri sayesinde, ışınlama sırasında normal dokular maksimum korunurken, tümörlü dokuya maksimum dozu verebilmek mümkün olmaktadır. Cihazın elektronik portal görüntüleme özelliği sayesinde hastaların tedavi alanlarını online görüntüleyebilmek ve tedavileri sırasında görüntülü olarak kontrol etmek mümkündür.

3) Cerrahi Yöntemler:
Bir genel cerrah tarafından tedavi edilebilen kanser türleri geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Sindirim sistemi organlarından yemek borusu, mide, oniki parmak bağırsağı, ince ve kalın bağırsaklar ve makat bölgesinin kanserlerine ilaveten karaciğer, safra kesesi ve safra yolları ile pankreas bezinin kanserleri, karın duvarı, zarları ve yağlı dokuların kanserleri, meme, tiroit ve paratiroit bezlerinin yanı sıra dalak ve böbrek üstü bezlerinin kanserleri ve ayrıca bazı cilt ve yumuşak dokuların kanserleri genel cerrahi alanında tedavi edilebilen hastalıklardır. Bir kitle oluşturarak kendini gösteren tüm kanserlerin tedavisindeki en önemli basamak, mümkünse kitleyi çevresindeki kabul edilebilir temiz bir doku sınırı ile birlikte çıkartmaktır. Hedef genellikle hastalığın bölgesel tekrarlama riskini % 10’un altında tutmak ve hastanın beklenen hayat süresini 5 yıla yaklaştırmaktır.
Günümüzde halen birçok kanserin tedavi sürecinde cerrahi operasyonlar, tedavi programının omurgasını oluşturmaktadır. Kanser cerrahları sadece cerrahi alanındaki başarıları ile kalmayıp hastalığın tanısını koymakta ve operasyon kararını vermeden önceki dönemde hastalığın safhasını belirleme ve cerrahi tedavinin stratejisini şekillendirme konusunda yeterli olmalıdır. Onkolojik cerrah ayrıca hastanın kendisi ve yakınlarını fiziksel ve ruhsal olarak tedaviye hazırlama konusunda yetkin olmalıdır. Aynı zamanda operasyondan sonraki süreçte hastanın günlük hayatındaki beslenmesinden fiziksel aktivitesine, psikolojik ve sosyal durumlarından alternatif tedavi seçimi kararına kadar destek verme konusunda yeteneğe sahip olmalıdır.
Kanserin tedavisi kuşkusuz hastalığın insan vücudunda etkilediği tüm noktaların ve fonksiyonların bilinerek çok yönlü olarak yapılan bir tedavi olup, modern tıpta tamamen bir takım işidir. Genel cerrah veya kanser cerrahı bu takımın bir parçasıdır ve hasta adına başarının yakalanması bu takımın üyelerinin yakın ve uyumlu çalışmasına bağlıdır. Takımın üyeleri onkoloji cerrahının yanında medikal onkoloji uzmanı, radyasyon onkoloji uzmanı, onkoloji (kanser) konusunda psikiyatri uzmanı ve psikolog, yine aynı deneyime sahip olan diyet uzmanı ve fizyoterapisttir. Ayrıca gerektiğinde konu ile ilgili yeterli tecrübeye sahip patoloji ve radyoloji uzmanları, nükleer tıp, enfeksiyon hastalıkları, gastroenteroloji ve diğer sistemleri ilgilendiren uzmanların desteği de tedavi sürecinde vazgeçilmez unsurlardır.

Sık sorulan sorular…

Kanserin Belirtileri Nelerdir?
Kanser belirtileri ortaya çıktıktan sonra artık hastalığın ilerlediği anlaşılır. Amaç, bu belirtiler ortaya çıkmadan hastalığın çok erken dönemde yakalanmasıdır. Kanserin oluştuğu yere göre belirtileri vardır.
Vücudun herhangi bir yerinde ele bir kitlenin gelmesi, ses kısıklığı, inatçı öksürük, dışkılama düzeninde değişiklik, derideki benlerin şekil, büyüklük ve renk değişiklikleri, kapanmayan yaralar, herhangi bir yerde kanama, kanser belirtisi olabilir.

En Sık Görülen Kanserler Hangileridir?
En sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat ve kalın barsak kanseri. Kadınlarda meme, rahim ağzı, akciğer ve kalın barsak kanseridir.

Kanser Tedavisinde İzlenen Yol Nedir?
Günümüzde kanser tedavisi multidisipliner yani bir çok dalın bir arada işbirliği ile gerçekleşir. Burada medikal onkolog, cerrah, patolog, radyolog ve radyasyon onkoloğunun bir arada karar vermesi gerekir. Bu günün tedavi yöntemleri cerrahi, kemoterapi ve radyoterapidir. Önemli olan bu yöntemleri yerinde ve doğru olarak kullanmaktır.

Kanser Tedavilerinde Başarı Oranı Nedir?
Bu gün her türlü kanser erken yakalandığı takdirde tedavisi mümkündür. Erken olan cerrahi ile çıkarılan tümörlerin bir kısmı tekrarlayabilir ve yayılabilir, bunları önlemek için ilave tedavi yöntemleri kemoterapi ve radyoterapinin kullanılması gerekebilir. İleri devredeki kanserlerde ise kemoterapi ile bir kısmında hastalığı tedavi etmek mümkündür ancak bu devrede genellikle kemoterapi hayatı uzatmak, hastanın hayat kalitesini artırmak için kullanılmaktadır.
Kanserde Erken Teşhis Konusunda İnsanlar Yeterince Bilinçli mi?
Erken tanı konusunda toplumun bilinci gün geçtikçe artmaktadır. Kanser, erken yakalandığı takdirde tedavisi mümkün bir hastalıktır. Onun için kişilerin kanserden korkmadan, sağlıklı iken her yıl düzenli olarak kontrollerini yaptırmaları gerekir. Erken yakalanan kanser sayılarında gün geçtikçe artış olmaktadır.
Tedavide yan etkiler nelerdir.
Halsizlik
Bulantı ve Kusma
Saç Dökülmesi
Cilt ve Tırnak Sorunları
Bağırsak Sorunları
Ağız İçi Sorunları
Enfeksiyon
Kan ve Pıhtılaşma Sistemi
Sinir ve Kas Sorunları

Türkiye’de uygulanan kanser tedavileri ile Avrupa veya Amerika’da uygulanan tedaviler arasında bir fark var mı?
Günümüzde bilginin; bilgiyi arayana ulaşma hızı neredeyse dakikalara kadar inmiştir. Kanser tedavisinde en önemli ayrıntı; gerektiğinde değişen ve yenilenen tedavi stratejilerine ulaşmak, bu stratejilerin gelişimine destek olan klinik araştırmaları, ekspert yorumlarını okuyup rutin pratiğe aktarabilmektir. Dolayısı ile değişen bilgiye ulaşan ve özümseyebilen onkologlarımız günümüz koşullarında en yeni tedavileri vakit kaybetmeksizin hastalarımızla buluşturmaktadır. Teknolojik gereksinimlere ve konforlu mekânlara gelince; Türkiye bu alanda da hızlı bir değişim içindedir. Türkiye artık kanser tedavisinde batı kadar iyi ve hatta bazı konularda daha öndedir. Kanser tedavisinin en önemli parçalarından biri olan hastaya ve hasta yakınına değer verme, şefkatli ve sevecen yüreğini sunma konusunda dünyanın hiçbir hekim ve sağlık çalışanı grubu Türkiye’nin önüne geçemez.

Bireye özgü tedavi nedir? Türkiye’de yapılabiliyor mu?
Son yıllarda gelişen bir konsept olan “Bireye özgü tedavi” hastanın kanserinin genetik yapısını ve aynı zamanda bireyin kanser dışı özelliklerini eş zamanlı analiz ederek, o birey için en doğru tedavinin bilimsel kanıtlar eşliğinde hastaya sunulmasıdır. Günümüzde “One size fit all” yani “tek bir tedavi yöntemi tüm hastalara iyi gelir” modeli terk edilmiş, yerini “bireye özgü tedaviler”e bırakmıştır. Bu sayede hastalarda daha etkin tedaviler ile başarı şansı artmış, istenmeyen yan etkilerden uzaklaşılmıştır. Tüm dünyada olduğu gibi meme ve akciğer kanseri dahil bir çok kanser türünde bu yaklaşım hastalarımıza başarı ile sunulmaktadır.

Kanserde akıllı tedavi uygulamaları nedir? Türkiye’de yapılabiliyor mu?
Kanserde akıllı tedavi yani hedefe yönelik, hedeflenmiş tedaviler 2000 yılı sonrası birçok kanser tedavi stratejisinde sağladığı başarılar ile kanserli hastaların umudu oldu. Kanserin bir çok türünde klasik kemoterapi ilaçları ile birlikte veya tek başına kullanımları sonucu tahmin ötesi yararlar sağlamaktadır. Bugüne kadar alışılagelmiş kanser kemoterapileri kanserli hücreler ile birlikte normal hücreleri de etkilerken; hedefe yönelik ilaçların sadece kanserli hücreyi etkilediğini normal hücreler üzerine ise hiç ya da çok az etki oluşturduğunu görülmektedir. Tümöre özel hücre içi veya dışında yer alan çoğalma yollarına yönelik geliştirilen bu ilaçlar tedavide seçicilik yaratmakta ve kanser hastalığını ürkütücü bir isim ve algıdan kronik bir hastalık algısına doğru taşımaktadır. Örneğin; 2000 öncesi sigara içmemiş, adeno kanser yapısında olan ilerlemiş evre akciğer kanserli bir bayan hastada yaşam aylar ile sınırlıyken günümüzde bu hastaların tek bir hap ile hızla yaşama döndüklerini ve sağlıklı bir birey gibi yıllarca yaşamlarını sürdürdüklerini görmek son derece memnuniyet vericidir. Günümüzde akıllı ilaçları birçok kanser türünde Türkiye’de de başarı ile kullanmaktayız.

Kanser görüntülemesi ve tedavisinde yeni teknolojiler nelerdir, Türkiye bu teknolojilere sahip mi?
Bu konuda en önemli gelişme PET-BT (Pozitron Emisyon Tomografisi) veya PET-CT diye adlandırılan kanser görüntüleme cihazının vücutta saptanan kütlelerin tanımlanması, kanser evrelemesi ve tedaviye yanıtın belirlenmesi için rutin kullanıma girmesi ile olmuştur. Bu cihaz sayesinde vücutta tümör yayılımını çok daha doğru saptamakta ve erken dönemde tedavinin başarılı olup olmadığını görülmektedir. Bununla birlikte PET-BT aslında sadece kansere özel bir görüntüleme yöntemi değildir. Çekim sırasında vücuda verilen bir tür işaretli şekerli sıvı normal hücrelerinee göre daha fazla aktif olan ve enerji tüketimi (metabolik aktivitesi) yüksek olan hücrelerde yoğunlaşarak bize bu alanının anormal bir yapı olduğunu ortaya koyar. Eş zamanlı alınan tomografik görüntüleme ile bu anormal yoğunlaşan alanların yapısal özellikleri hakkında da fikir edinilir. Bu anormal yapılar bize kimi zaman kanseri işaret ederken, kimi zaman da romatolojik bir hastalığı veya tüberküloz gibi bir enfeksiyonu saptanmasını sağlayabilir. Bu gün için PET-BT rutin kanser taraması amacı kullanılması uygun değildir. Kanser tanısı konan veya yüksek olasılıklı kanser şüphesi olan bireylerde yarar sağlamaktadır. Artık Türkiye’nin birçok şehrinde hastalar kolaylıkla bu cihaza ulaşabilmektedir. Bizde Medical in Turkiye olarak bu alanda yenilikleri izlemekteyiz ve tıpta en son teknolojilerle hizmet vermekteyiz.
Bayanlarda meme görüntülemesi ve takibi bu kanser türünün erken evrede saptanmasında son derece önemlidir.. Özellikle 40 yaşında sonra memenin görüntüleme yöntemi ile değerlendirilmesi elle muayeneye önemli oranda katkı sağlamaktadır. Eskiden var olan ve artık yenilenen meme görüntüleme cihazları hem görüntü kalitesini artırmış aynı zamanda da memeyi çok daha az sıkıştırarak hasta konforunu artırmıştır. Tomosentez adı verilen bu digital meme görüntüleme cihazları sayesinde hastanın eski bilgisi bilgisayar ortamında saklanmakta ve eski görüntüleri ile yeni bulgular rahatlıkla kıyaslanarak hastanın memesinde bir problemin gelişip gelişmediği kolayca takip edilebilmektedir. Pahalı olmayan ve kullanımı her geçen gün artmakta olan bu yönteme de ülkemizde rahatlıkla ulaşılabilmektedir.
Kanser tedavisinde en önemli teknolojik gelişmelerden birisi de radyoterapi alanında olmuştur. Kanserli bir hastanın ışın tedavisinde kanser alanını yeterli ışınlayıp tümörün yok olmasına olanak sağlarken; etrafındaki normal dokunun da korunması bir o kadar önemlidir. Yeni cihazlar ve uygulama yöntemleri ile kanserin kontrol altına alınabilme oranları artmış normal dokuların gördüğü zarar azalmış ve özellikle hızlı ve modern cihazlar ile tedavi süreleri inanılmaz sürelere indirilerek hasta konforu en üst düzeye ulaştırılmıştır. Eskiden kullanılan “Kobalt” cihazlarını “LİNAK” (lineer akseleratör) cihazları izlemiş, bu cihazlara özel programlar ilave edilerek “IMRT”, “IGRT” gibi tümöre yoğunlaşan kontrollü ışınlamalar yapılır olmuş ve daha ötesi “ARK yöntemi” özelliği bulunduran cihazlar ile tüm bu uygulamalara ilave olarak tedavi süresini kısaltarak hastaya güvenlik ve üst düzey konfor getirmiştir. Ülkemiz bu teknoloji alanında da hızla değişime uğramış neredeyse tüm kanser merkezleri bu tür yeni teknolojilere sahip duruma gelmiştir.
Bu alanda bir diğer konu ise akıllı radyoterapi uygulamalarıdır.Son derece nadiren ihtiyaç duyulan bu yöntemler halkımızda yanlış algılara neden olmaktadır. “Uzay Neşteri” (Gamma Knife, Cyber Knife) diye bilinen bu yöntemlerin uygulaması; kanser tedavisinde son derece kısıtlı ve nadiren ihtiyaç duyulan yöntemlerdir. Türkiye’de bu tür cihazlardan birkaç yeterli miktardadır. Cerrahiye uygun olmayan hastalarda küçük boyutlu tümörlerde veya beyin gibi kritik dokulara yakın yerleşimli cerrahinin uygun olmadığı tümörlerde tercih edilmektedir.
Kanser tedavisinde diğer ülkelere göre Türkiye’nin üstün yanlarımız var mı?
Her türlü donanıma, bilgiye ve beceriye sahip, sevgi dolu yüreğiyle gece gündüz bu alanda yorulmadan hizmet veren hekim ve sağlık çalışanlarımız; bizleri her zaman dünyadan farklı bir noktada tutmaktadır. Kanser tedavisi alanına getirilen yenilikler bilgi ve teknoloji ile sınırlı değildir. Kanser tedavisi ayrı bir yaşam ve tedavi felsefesidir. Hastalarımıza sevgi, güven, yaşam kalitesi ve konforu bir arada sunmaktayız. Bizler; kanserli hastanın rehabilitasyonunu, beslenmesini, cinsel sorunlarını, psikososyal problemlerini yok saymamakta ve tüm bunları rutin pratik içinde değerlendirilmesi gerektiğini aksi halde kanser tedavisinde başarılı olunamayacağına inanmaktayız. Bu felsefeyi benimseyen ve günlük yaşamına taşıyan hekimlerimizin varlığı en önemli üstünlüklerimizdir.

Share: