İstanbul

Dünya tek bir devlet olsa, Başkenti İstanbul olurdu!

Napoleon BONAPARTE

   Dünyada her iki kıta da yer alan tek kenttir İstanbul… Yedi tepe üzerine kurulmuş şehir, sayısız tarihi binası, müzeleri ve renkli restoranlarıyla ziyaretçileri karşılar. Şehrin silueti sizi alır götürür hayallerinize. 2500 yılı aşan bir tarihe sahip, deniz ve karaların kucaklaştığı stratejik bir bölge olan İstanbul, kuruluşundan itibaren kültür ve ticaretin merkezi olmuş. Bir yandan ezan sesine kulak verirken bir yandan da çan sesi duyabilirsiniz. Tarihi İstanbul şehri, üç tarafını Marmara Denizi, Boğaziçi ve Haliç’in sardığı bir yarım ada üzerinde yer alır. Kültürde çeşitlilik iklim tipine de yansımıştır adeta. Yaz ayları genellikle sıcaktır, kışlar ise bölgeyi etkisi altına alan soğuk hava dalgalarından dolayı farklılık gösterir. İstanbul’un Toplam Nüfusu 15 milyon civarındadır. İstanbul’a geldiğinizde kendinizi tatlı bir yorgunluğa hazır edin. Fotoğraf makinenizi ve haritanızı yanınıza almayı unutmayın.

 

Nereleri Gezelim?

   Başkentler başkenti olarak bilinen, önce Roma, ardından Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve kıtalara hükmederek büyük barış coğrafyaları yaratmış, Osmanlı İmpatatorluğuna başkentlik yapan İstanbul’un “dünyanın merkezindeki” şehir olduğunu ilk görüşte hissedersiniz.İstanbul’un eşsiz siluetinin içinde yer alan Osmanlı Devleti’nin tarihine, kültürüne, ihtişamına ve zenginliğine şahitlik etmiş Topkapı Sarayı’nı görünce büyüleneceksiniz. Topkapı Sarayı çeşitli avlular ve bahçeler arasında devlet işlerine ayrılmış daireler, hükümdarın ikametgâhı olan bina ve köşkler ile Sarayda yaşayan görevlilere mahsus binalardan oluşmuştur. 360 tarihinden beri ayakta duran Ayasofya Camisi açık kırmızı rengiyle Sultan Ahmet Meydanına gelen ziyaretçilere göz kırpar. Günümüzde müze olarak kullanılan caminin tavan örtüleri mozaiklerle, duvarları renkli taş çinilerle kaplıdır. Tarihi mabedin duvarlarını süsleyen yazılar, Osmanlı Dönemi’nin ünlü hattatlarının elinden dökülmüştür. Ayasofya ile Sultanahmet Cami arasında araba yarışlarının yapıldığı Bizans Devrinin ünlü Hipodromu ve bu Hipodromun orta yerinde, bu dönemden kalma üç dikilitaş bulunur.

   Her dini kucaklayan İstanbul’un en ünlü caddesi İstiklal Caddesinde önde gelen Katolik kiliselerinden biri olan Saint Antoine Kilisesini görebilirsiniz. Geç antik çağlardan kalma Medusa veya Gorgon başlarını Yerebatan Sarnıcında görebilirsiniz. Bu eserlerin neden buraya getirildiği bilinmese de birçok ziyaretçiğinin ilgisini çekmektedir. Ayrıca sarı ışıklarla aydınlatılmış üç yüz otuz altı mermer sütunun estetik görünüşüne hayran alacaksınız.İstanbul da görmeden edemeyeceğiniz bir başka mekan da Eyüp Camiidir. Burası, Eyüp Sultanı ziyaret edip manevi haz arayanlara güvercin sesleriyle her an cıvıl cıvıl bir ortam sunar. İstanbul’un eşsiz siluetinin içinde yer alan bir diğer yapı da Kız Kulesi’dir. Hakkındaki birçok muamma ile boğazın ortasında gizemliliğini korur. Yıllar boyu farklı amaçlar için kullanılan Kule, şu anda özel bir şirket tarafından restore edilip restoran olarak kullanılmaktadır. İstanbul’u kanatlarınız altına almak istiyorsanız Galata Kulesini görmelisiniz. 507 yılından beri İstanbul’u tepeden izleyen Kuleyi İmparator Iustinianos’un yaptırdığı rivayet edilmektedir. Günümüze kadar çeşitli amaçlarla kullanılan Galata Kulesi şu anda turistik amaçlı işletilmektedir. Yedi katı asansörle, iki katı da yürüyerek çıkıp, Kule’nin en üst katındaki restoranın içinden geçtikten sonra, Kule’yi çepeçevre saran balkona ulaşılıyor. İstanbul ve Boğaziçi’nin zarafetinden gözünüzü alamayacaksınız. Bu kadar gezdikten sonra bir deniz havası almaya ne dersiniz? Çeşitli taşıma şirketlerinin saat başı düzenledikleri seferlerle Büyükada’ya yaklaşık bir saatlik bir deniz yolculuğu yapabilirsiniz. Büyükada Bizans zamanında sürgün ve manastır bölgesi olarak kullanılmış. Günümüze kadar cami, kilise ve sinagoglar aynı toprak parçası üzerinde barış içinde yaşamıştır. Büyükada’nın en önemli ibadet mekânları, Hiristos Manastırı, adalı Ortodoksların büyük ayinlerini tertip et tikleri Ayios Dimitrios Kilisesi, Musevi Sinagogu ve Hamidiye Cami’dir. Ada’nın konak ve yalılarla çevrili müthiş manzarası eşliğinde yürüyebilir, bisikletle gezebilir ya da plajlarda denize girebilirsiniz.

Alışveriş Merkezleri

   İstanbul’a gelmişken alışveriş yapmadan dönmek olmaz. Otuz bir bin metrekare alana yayılan ve labirentsi bir yapıya sahip Kapalı Çarşı’da alışveriş yaparken kendinizi kaybedeceksiniz. Sayısız işlemeli kubbelerinden sarkan rengârenk süs eşyalarının, mücevherlerin, dünyaca bilinen halıların, el boyaması parlak renkli seramiklerin, bakır ve pirinçten aynaların, lületaşından pipoların ve hediyelik eşyaların ışıltısını kaçırmayın. Sadece kapalı çarşıyla bitmiyor alışveriş keyfi. İstanbul’un çeşitli semtlerine yayılmış yaklaşık kırk büyük alışveriş merkezinde dünyaca ünlü markaların mağazalarını bulabilirsiniz. Bu tarihi güzellikleri yanında İstanbul, renkli ve hareketli kültürel aktiviteleriyle de ünlüdür. Düzenlenen sergiler, konserler, tiyatro oyunları ya da resitallerle günün yorgunluğunu üzerinizden atabilirsiniz. İstanbul’un gündüzü kadar gecesi de büyüleyicidir. Gece hayatını seviyorsanız İstanbul’da kendinize uygun mekânlar bulabilirsiniz. Taksim – Nişantaşı – Şişli semtlerindeki seçkin dükkanlar pazar yerlerindeki kargaşanın tam tersini yansıtır. İstiklal, Cumhuriyet ve Rumeli Caddelerinde, Türkiye’nin yüksek kaliteli tekstillerinden üretilen şık modelleri satan dükkanlar zevkle ve rahatça gezilir. Nefis mücevherler, zarif modelli çanta ve ayakkabılar da bulunmaktadır. Ataköy’deki Ataköy Galeria’sı ve Etiler’deki Akmerkez İstanbul’daki en şık mağazaların şubelerini barındırm aktadır. Asya tarafındaki Bahariye ve Bağdat Caddelerinde ve Capitol Çarşı Merkezinde benzer mallar sunulmaktadır. İstanbul’un bit pazarlarında hem yeni hem de eski, şaşırtıcı parçalar bulunabilir. Beyazıt’daki  Sahaflar Çarşısı ve Çınaraltı’nda gezerken her gün yeni bir şeyle karşılaşılır. Pazar günleri, Sahaflar ve Kapalı Çarşı arasındaki işporta pazarında mallar el arabalarında ya da yaygılar üzerinde satışa sunulmaktadır. Horhor Çarşısı her yaş ve kalitede mobilya satan dükkanlarla doludur. Topkapı semtinde, Cihangir- Çukurcuma Sokağı ve Üsküdar – Büyük Hamam Sokağı ile Kadıköy – Çarşı Durağı civarında yer alan ve Eminönü ve Tahtakale arasındaki bit pazarları her gün açıktır. Bir Pazar günü Boğaz’ın yukarısına doğru arabayla gidildiğinde Büyükdere ve Sarıyer arasındaki bir diğer canlı pazar yeri de durup gezilmelidir.

Yemekleri

   İstanbul’da çeşitli milletlerin lokantalarında, farklı lezzetler tadabilirsiniz. Fast-food, hızlı atıştırma servisi veren çok sayıda mekan bulunur. Osmanlı mutfağına ait lezzetli yöresel yemekleri tatmak isterseniz sadece bu tür yemekler yapan mekanları deneyebilirsiniz. İstanbul mutfağında, kuzu, koyun veya dana etine ilave edilen çeşitli sebzeler esas yemeklerdir. Pilav, börek çeşitleri, bulgur, kuru fasulye, zengin zeytinyağlı sebzeler yan öğünler olarak servis yapılır. Köfte ve şiş kebabı, döner kebap veya acılı, yoğurtlu, patlıcanlı diğer kebap çeşitlerinin makbulleri özel kebapçılarda bulunur. Hamur tartları, baklava, kadayıf ve benzerlerinin hakiki lezzetlisi, bu işi bazen birkaç nesildir devam ettiren küçük dükkânlardan temin edilir. Meşhur Türk Kahvesi, küçük fincanlarda sade veya şekerli misafirlere her fırsatta ikram edilir. «Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır» sözü kahvenin Türkler tarafından bilinen kıvamı ile kullanılmaya başlandığı 16. yüzyıldan beri söylenmektedir. Dünyaya başkentlik yapmış, medeniyetlerin buluştuğu şehir olan İstanbul, yeni yatırımlarla ve de eşsiz doğasıyla sağlık turizminin başkenti olmaya aday bir şehir görünümündedir. Son dönemde ihaleleri yapılan şehir hastaneleri projeleri de şehri hem bölgesinde hem de Avrupa nezdinde önemli bir konuma taşımaktadır.